Avukat Oğuzhan Manga Hukuk Bürosu Adana

Adana Sağlık Hukuku Avukatı arayışı çoğunlukla bir tedavi sürecinin beklenmeyen şekilde sonuçlanmasıyla, ameliyat sonrası ortaya çıkan bir komplikasyonla veya doğum sürecinde yaşanan bir aksaklıkla başlar. Bu sayfada hatalı tıbbi uygulama (malpraktis) iddiasının hukuken nasıl değerlendirildiğini, aydınlatılmış onamın rolünü, kamu ve özel sağlık kuruluşu süreçleri arasındaki farkı, bilirkişi incelemesinin nasıl işlediğini ve Adana’da bu dosyaların hangi mercilerde yürütüldüğünü anlatıyoruz. Amaç, elinizdeki tıbbi rapor veya epikrizle karşı karşıya kaldığınız andan itibaren sürecin nasıl ilerlediğini önceden görmenizi sağlamaktır.

Adana Sağlık Hukuku Avukatı: malpraktis, aydınlatılmış onam ve tazminat süreci bilgi kartı

Sağlık Hukukunda Tazminat Talebi Ne Zaman Doğar?

Sağlık hukuku, hasta ile hekim veya sağlık kuruluşu arasındaki ilişkiden doğan uyuşmazlıkları kapsayan bir alandır. Bir tazminat talebinin doğabilmesi için genel olarak üç unsurun bir arada değerlendirilmesi gerekir: tıbbi standarda aykırı bir davranış (kusur), hastada ortaya çıkan bir zarar ve bu ikisi arasındaki nedensellik bağı. Sadece istenmeyen bir sonucun ortaya çıkması, tek başına hukuki sorumluluk doğurmaz; tedavinin gereği gibi ve güncel tıp biliminin gerektirdiği özenle yapılıp yapılmadığı ayrıca incelenir.

Bu nedenle “malpraktis” (hatalı tıbbi uygulama) ile “komplikasyon” birbirinden ayrılması gereken iki kavramdır. Komplikasyon, tıbbi literatürde bilinen ve önceden öngörülebilen ancak titiz bir uygulamayla dahi bazen önlenemeyen bir risktir; malpraktis ise standardın altında kalan, özen yükümlülüğünün ihlal edildiği bir davranıştır. Bu ayrımın hangi tarafa düştüğü, dosyanın tıbbi kayıtları ve bilirkişi değerlendirmesiyle ortaya konur.

Bir sağlık hukuku avukatı, dosyanın en başında tıbbi kayıtları ve epikrizi inceleyerek olayın malpraktis mi yoksa bilinen bir komplikasyon mu olduğunu değerlendirir. Bu değerlendirme, bilirkişi incelemesi öncesinde hangi belgelerin toplanacağını ve sürecin hangi yargı yolunda ilerleyeceğini belirler.

Hekim ve Sağlık Kuruluşunun Hukuki Sorumluluğu

Özel sağlık kuruluşlarında hasta ile kurum arasında bir sözleşme ilişkisi bulunur; bu nedenle sorumluluk genellikle sözleşmeye aykırılık çerçevesinde değerlendirilir. Kamu hastanelerinde ise hizmetin niteliği idari bir faaliyet olduğu için sorumluluk idare hukuku ilkelerine göre, hizmet kusuru üzerinden değerlendirilir. Bu ayrım, davanın hangi yargı yolunda (adli veya idari) açılacağını belirleyen temel noktadır.

Hekimin kişisel sorumluluğu ile çalıştığı kurumun sorumluluğu da ayrı değerlendirilebilir. Kamu hastanesinde görevli bir hekimin mesleki faaliyetinden doğan zarar iddiaları kural olarak idareye yöneltilir; özel sektörde ise hem kurum hem de ilgili sağlık çalışanı hakkında değerlendirme yapılabilir. Hangi tarafın veya tarafların hasım gösterileceği, olayın gerçekleştiği kurumun niteliğine göre belirlenir.

Diş Hekimliği, Estetik Merkezi ve Diğer Sağlık Meslek Mensupları

Sağlık hukuku yalnızca hastane ortamındaki hekimlik faaliyetlerini değil; diş hekimi, fizyoterapist, hemşire, ebe, psikolog ve eczacı gibi diğer sağlık meslek mensuplarının faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıkları da kapsar. Her meslek grubunun kendi mevzuatında tanımlanan yetki ve sorumluluk sınırları bulunur; bir işlemin ilgili meslek mensubunun yetkisi dahilinde yapılıp yapılmadığı, sorumluluk değerlendirmesinin ilk adımını oluşturur. Diş hekimliği uygulamalarında implant, kanal tedavisi veya ortodontik işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar da benzer bir çerçevede, tıbbi kayıtlar ve bilirkişi incelemesi üzerinden değerlendirilir.

Hatalı Tıbbi Uygulama (Malpraktis) İddiası Nasıl Değerlendirilir?

Bir malpraktis iddiasının değerlendirilmesi, tıbbi dosyanın (epikriz, ameliyat notu, hemşire gözlem formu, laboratuvar sonuçları) baştan sona incelenmesiyle başlar. Sürecin bütünlüğü içinde hangi aşamada, hangi kararın alındığı ve bu kararın o tarihteki tıbbi standartlara uygun olup olmadığı sorgulanır. Bu değerlendirme hukuki bir değerlendirme olmakla birlikte tıbbi bilgi gerektirdiğinden, dosyaların büyük bölümünde bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulur.

Değerlendirmede genellikle şu sorular öne çıkar: Tanı süreci yeterli tetkik ve muayeneye dayanıyor muydu? Uygulanan tedavi veya cerrahi yöntem, hastanın durumuna uygun muydu? Takip süreci (post-operatif izlem gibi) yeterli sıklıkta ve özenle yürütüldü mü? Bu sorulara verilecek yanıtlar, somut dosyanın tıbbi kayıtlarına göre şekillenir; genel bir kural üzerinden önceden sonuç çıkarmak mümkün değildir.

Teşhis Aşamasındaki Hatalar

Yanlış teşhis veya teşhiste gecikme iddiaları, genellikle hastanın şikâyetlerine rağmen gerekli tetkiklerin yapılmaması veya mevcut bulguların yanlış yorumlanmasına dayanır. Bu tür dosyalarda, teşhisin geciktiği süre ile hastalığın seyri arasındaki ilişkinin bilirkişi tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşır.

Cerrahi ve Tedavi Uygulamasındaki Hatalar

Ameliyat sırasında yanlış bölgeye müdahale, yabancı cisim unutulması veya cerrahi tekniğin standarda aykırı uygulanması gibi iddialar bu başlık altında değerlendirilir. Ameliyat notları, anestezi kayıtları ve varsa görüntüleme sonuçları, bu tür dosyaların temel dayanağını oluşturur.

İlaç ve Doz Hatası İddiaları

Yanlış ilaç uygulanması, doz hatası veya ilaç etkileşimlerinin gözden kaçırılması iddiaları, hemşire gözlem formları ve ilaç uygulama çizelgeleri üzerinden incelenir. Bu tür dosyalarda hastane içi kayıt düzeninin eksiksizliği, değerlendirmeyi doğrudan etkiler.

Hastane Kaynaklı Enfeksiyonlar

Tedavi sırasında veya sonrasında ortaya çıkan bir enfeksiyonun, hastanenin hijyen ve sterilizasyon standartlarına aykırılıktan mı yoksa hastanın kendi bünyesinden kaynaklanan bir risk faktöründen mi ileri geldiği ayrı bir inceleme konusudur. Bu tür dosyalarda ameliyathane ve servis hijyen kayıtları, enfeksiyon kontrol komitesi raporları gibi belgeler değerlendirmeye alınabilir. Her enfeksiyon vakası tek başına bir özen eksikliği göstergesi sayılmaz; tıbben bilinen enfeksiyon riskleri ile önlenebilir ihmaller arasındaki ayrım, somut dosyanın koşullarına göre yapılır.

Aydınlatılmış Onam Eksikliği

Hastanın, uygulanacak tıbbi müdahale hakkında yöntem, riskler, alternatifler ve olası sonuçlar konusunda anlayabileceği şekilde bilgilendirilmesi ve bu bilgilendirmeye dayalı rızasının alınması, tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğunun temel koşullarından biridir. Aydınlatma yalnızca bir imza formundan ibaret değildir; formun içeriği, hastanın somut durumuna uygun ve anlaşılır olmalıdır.

Aydınlatılmış onam eksikliği, tedavi tıbbi açıdan doğru uygulanmış olsa bile ayrı bir sorumluluk sebebi olarak değerlendirilebilir. Özellikle elektif (acil olmayan, plânlı) müdahalelerde, hastanın alternatif yöntemler ve riskler hakkında yeterince bilgilendirilip bilgilendirilmediği, uyuşmazlığın önemli bir parçasını oluşturur. Acil durumlarda onam alınmasının fiilen mümkün olmadığı haller ayrıca değerlendirmeye tabidir.

Teşhis ve Tedavi Sürecindeki Kayıt Düzeninin Önemi

Sağlık hukuku dosyalarında tıbbi kayıtların eksiksiz ve zamanında tutulmuş olması, hem hasta hem de sağlık kuruluşu açısından belirleyici bir unsurdur. Hasta dosyasında yer alması gereken bilgilerin (anamnez, muayene bulguları, tetkik sonuçları, tedavi planı, hasta ile yapılan görüşmelerin özeti) eksik ya da sonradan düzenlenmiş olduğuna dair bulgular, bilirkişi değerlendirmesinde ayrıca ele alınır.

Hastaya ait tıbbi kayıtlara erişim hakkı, hasta hakları kapsamında güvence altındadır. Sürecin başında ilgili sağlık kuruluşundan dosya örneğinin talep edilmesi, sonraki değerlendirme aşamalarının sağlıklı yürütülebilmesi için önemli bir adımdır.

Elektronik sağlık kayıt sistemlerinde tutulan verilerin (e-Nabız kayıtları, hastane bilgi yönetim sistemi çıktıları gibi) zaman damgalı olması, sonradan yapılan değişikliklerin tespitini kolaylaştırabilir. Bu nedenle dosya inceleme aşamasında yalnızca kağıt üzerindeki kayıtlar değil, elektronik sistem kayıtları da birlikte değerlendirilmelidir.

Doğum ve Yenidoğan Sürecinde Ortaya Çıkabilecek Uyuşmazlıklar

Doğum sürecine ilişkin uyuşmazlıklar, sağlık hukukunun ayrı bir dikkat gerektiren alt alanıdır. Doğum eyleminin takibi, gerektiğinde sezaryene geçiş kararının zamanlaması ve yenidoğanın doğum sonrası ilk değerlendirmesi gibi aşamaların her biri, ayrı ayrı incelemeye konu olabilir. Bu dosyalarda gebelik takip kayıtları ile doğum eylemi sırasındaki fetal izlem kayıtları (varsa) büyük önem taşır.

Yenidoğanda doğum sırasında veya hemen sonrasında ortaya çıkan bir sağlık sorununun, doğumun yönetiminden mi yoksa önceden var olan bir durumdan mı kaynaklandığının ayrımı, bu tür dosyaların merkezinde yer alır ve bilirkişi değerlendirmesini gerektirir.

Bu dosyalarda anne adayının gebelik boyunca yapılan takip muayenelerinin sonuçları, risk faktörlerinin (yüksek riskli gebelik, önceki doğum öyküsü gibi) doğru değerlendirilip değerlendirilmediği ve doğum eylemine hangi aşamada, hangi gerekçeyle müdahale edildiği ayrıntılı biçimde incelenir. Doğum sonrası yenidoğan yoğun bakım kayıtları da, sürecin bütünlüğünün anlaşılması için değerlendirmeye dahil edilir.

Estetik ve Elektif Müdahalelerde Sorumluluk

Tıbbi zorunluluk taşımayan estetik amaçlı müdahalelerde, hastanın beklentisi ile elde edilen sonuç arasındaki farkın hukuki niteliği ayrıca değerlendirilir. Bu tür işlemlerde bazı görüşler sonucun sözleşmeye dahil edildiğini kabul ederken, uygulamada büyük ölçüde işlemin özenli yapılıp yapılmadığı esas alınır. Aydınlatma yükümlülüğünün kapsamı, elektif işlemlerde daha geniş yorumlanma eğilimindedir; çünkü hasta, tıbbi bir zorunluluk olmaksızın işlemi tercih etmektedir.

Estetik cerrahi, saç ekimi, dolgu ve benzeri işlemlerde hasta ile uygulayıcı arasındaki iletişimin ve beklenti yönetiminin nasıl kurulduğu, uyuşmazlığın ortaya çıkıp çıkmayacağını doğrudan etkiler. Öncesi ve sonrası fotoğraflar, işlem öncesi yapılan planlama notları ve kullanılan malzemelere ilişkin kayıtlar, bu tür dosyalarda değerlendirmeye alınan belgeler arasındadır.

Kamu ve Özel Hastane Süreçleri Arasındaki Fark

Kamu hastanesinde gerçekleşen bir olayda dava, idari yargıda tam yargı davası olarak açılır. Dava açmadan önce ilgili idareye başvurulması zorunludur: başvuru, zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde olay tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılır; talebin reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi hâlinde altmış gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir (2577 sayılı Kanun m.13). Özel hastane veya muayenehanede gerçekleşen bir olayda ise hasta ile sağlık hizmeti sağlayıcısı arasındaki ilişki uygulamada tüketici işlemi olarak kabul edildiğinden dava tüketici mahkemesinde görülür ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Görevli mahkemenin ve izlenecek usulün doğru tespiti, dosyanın en başında netleştirilmesi gereken bir konudur; yanlış yargı kolunda açılan bir dava usulden reddedilebilir.

Kamu hastanesi dosyalarında idari başvuru sürelerinin, özel hastane dosyalarında ise zamanaşımı ve arabuluculuk sürecinin baştan takip edilmesi önemlidir. İdare hukuku sayfamızda kamu kurumlarına karşı açılan davaların genel usulüne dair bilgi bulabilirsiniz.

Bilirkişi İncelemesi ve Adli Tıp Süreci

Sağlık hukuku dosyalarının büyük bölümünde, tıbbi standarda uygunluk değerlendirmesi hukuk bilgisi dışında tıbbi uzmanlık de gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine başvurulur. İnceleme, ilgili uzmanlık dallarından oluşan bir heyet tarafından, hastanın tüm tıbbi kayıtları üzerinden yapılır ve bir rapor hazırlanır.

Bilirkişi raporuna itiraz edilmesi mümkündür; rapordaki değerlendirmenin dosyadaki somut bulgularla örtüşüp örtüşmediği, itirazın temel dayanağını oluşturur. Bazı dosyalarda ek rapor talep edilebilir veya farklı bir bilirkişi heyetinden görüş alınması istenebilir. Bu süreç, dosyanın niteliğine göre uzun sürebilir; bu nedenle taraflardan sabırlı bir takip beklenir.

Karmaşık veya tartışmalı görülen dosyalarda Adli Tıp Kurumu’nun ilgili ihtisas dairesinden görüş alınması yoluna da gidilebilir. Adli Tıp Kurumu raporları, üniversite hastaneleri bünyesindeki bilirkişi heyetlerinin raporlarıyla birlikte değerlendirilebilir; hangi kurumdan görüş alınacağı, dosyanın niteliğine ve mahkemenin takdirine göre belirlenir. Bilirkişi seçiminde tarafların kanunda tanınan itiraz ve reddi hâkim benzeri haklarını kullanabilmesi, sürecin adil yürütülmesi açısından önemlidir.

Ceza Yönünden Değerlendirme

Hatalı tıbbi uygulama iddiaları, bazı durumlarda hukuki tazminat talebinin yanında taksirle yaralama veya taksirle ölüme sebebiyet verme kapsamında ceza yönünden de değerlendirmeye konu olabilir. Bu iki süreç (hukuk ve ceza) farklı usul kurallarına tabidir ve genellikle birbirinden bağımsız yürütülür; ancak ceza dosyasında toplanan bilirkişi raporu ve deliller, hukuk davasında da değerlendirmeye alınabilir. Ceza yönü ağır basan dosyalarda ceza hukuku sayfamıza da bakmanızı öneririz.

Zamanaşımı ve Süreler

Sağlık hukuku davalarında süreler, davanın hangi yargı yolunda açılacağına göre değişir. Kamu hastanelerinde idareye başvuru, zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde olay tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır. Özel sağlık kuruluşları ve hekimlere karşı taleplerde, vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı (Türk Borçlar Kanunu m.147) ile haksız fiil hükümlerindeki iki yıllık ve on yıllık süreler (m.72) gündeme gelir; fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza zamanaşımı daha uzunsa o süre uygulanır. Somut dosyada hangi sürenin işlediği, olayın ve öğrenmenin tarihine göre ayrıca hesaplanmalıdır.

Sürecin uzun sürebileceği durumlarda, zamanaşımının kesilmesi veya durmasına yol açan işlemlerin (idareye başvuru, dava açılması, tarafların bir kısmının açık kabulü gibi) doğru tespiti önemlidir. Bu nedenle olayla ilgili yazışmaların ve başvuru tarihlerinin düzenli olarak saklanması, sonraki aşamada süre hesabının doğru yapılabilmesi için önerilir.

Tazminat miktarının hesabında değerlendirilen kalemler (tedavi gideri, maluliyet oranı, manevi zarar gibi) genel tazminat hukuku ilkelerine göre belirlenir; bu hesaplamanın ayrıntısı için tazminat hukuku sayfamıza bakabilirsiniz. Sağlık hukuku dosyalarında bu kalemlere ek olarak, tedavi sürecinin uzaması veya kalıcı bir zararın ortaya çıkması gibi sağlığa özgü unsurlar da ayrıca değerlendirilir.

Maluliyet oranının tespiti, genellikle ilgili sağlık kurulu raporu ile belirlenir ve tazminat hesabının önemli bir girdisidir. Kalıcı bir işlev kaybı veya sakatlık ortaya çıkmışsa, bu oranın güncel mevzuatta öngörülen usule göre resmî bir kurul tarafından belirlenmesi gerekir; oranın belirlenmesinde tarafların itiraz hakkı saklıdır.

Dosyaya Hazırlık: Getirilmesi Yararlı Belgeler

Belge Neden Gerekli
Epikriz ve taburcu özeti Tedavi sürecinin ve sonucunun genel çerçevesinin görülmesi için
Ameliyat notu, anestezi formu (varsa) Cerrahi müdahalenin nasıl uygulandığının incelenmesi için
Laboratuvar ve görüntüleme sonuçları Tanı ve tedavi kararlarının dayanağının değerlendirilmesi için
Aydınlatılmış onam formu Hastaya yapılan bilgilendirmenin kapsamının tespiti için
Hastane/hekimle yapılan yazışmalar, şikâyet dilekçeleri Sürecin hangi aşamada olduğunun ve idareye başvuru yapılıp yapılmadığının tespiti için

Adana’da Sağlık Hukuku Dosyaları Hangi Mercilerde Görülür?

Kamu hastanesine ilişkin tam yargı davaları idare mahkemesinde, özel hastane veya hekime karşı açılan davalar ise tüketici mahkemesinde görülür. Adana’da bu dosyalar, olayın niteliğine göre Adana idare mahkemelerinde veya Adana Adliyesi’ndeki tüketici mahkemelerinde yürütülür; tüketici mahkemesinde dava açılmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması gerekir. Ceza yönü bulunan dosyalarda ayrıca Adana Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet başvurusu yapılabilir.

Açılmış bir dosyanız varsa duruşma ve dosya hareketlerini UYAP Vatandaş Portalı üzerinden takip edebilirsiniz. Hasta hakları başvurularıyla ilgili genel bilgi için Sağlık Bakanlığı Hasta Hakları sayfasına da bakılabilir.

Dava öncesinde, ilgili sağlık kuruluşuna veya hasta hakları birimine yazılı şikâyet başvurusu yapılması bazı dosyalarda tercih edilen bir ilk adımdır. Bu başvuru, kurum içi bir değerlendirme sürecini başlatabileceği gibi, sonraki hukuki sürecin dayanaklarının netleşmesine de katkı sağlayabilir. Ancak bu başvuru, dava açma sürelerini durdurmayabilir; bu nedenle sürecin idari başvuru ile mi yoksa doğrudan dava yoluyla mı ilerletileceği baştan değerlendirilmelidir.

İlk Görüşmeye Nasıl Hazırlanılır?

İlk görüşmede, yaşanan sürecin zaman çizelgesi (hangi tarihte hangi başvuru yapıldı, hangi işlem uygulandı) ve elinizdeki tıbbi belgeler konuşulur. Elinizde epikriz, taburcu özeti veya varsa daha önce hastaneye yaptığınız şikâyet başvurusunun bir örneği bulunması değerlendirmeyi hızlandırır.

Sürecin ne zaman başladığı ve hâlâ devam eden bir tedavi olup olmadığı da önemlidir; bazı değerlendirmeler, tedavi süreci tamamen sonuçlanmadan yapılamayabilir. Görüşmeye gelirken elinizdeki tüm sağlık raporlarını ve varsa fotoğraf/görüntüleme kayıtlarını bir araya getirmeniz önerilir.

Sağlık hukukuna ilişkin durumunuzu konuşmak için iletişim sayfasından randevu talep edebilirsiniz. Görüşmeler randevu ile yürütülür.

Sıkça Sorulan Sorular

Bir tedavi sonrası istemediğim bir sonuçla karşılaştım, bu her zaman malpraktis midir?

Hayır. Tıbbın bilinen ve öngörülebilen risklerinden kaynaklanan komplikasyonlar tek başına sorumluluk doğurmaz. Sorumluluk, tedavinin dönemin tıp standartlarına uygun özenle yapılıp yapılmadığının incelenmesiyle ortaya konur.

Kamu hastanesine karşı doğrudan dava açabilir miyim?

Hayır. Kamu hastanesindeki bir olay için dava açmadan önce ilgili idareye yazılı başvuru yapılması zorunludur. Başvuru, zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde olay tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılır; talep reddedilirse veya otuz gün içinde cevap verilmezse altmış gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir.

Aydınlatılmış onam formu imzaladım, bu her türlü sorumluluğu ortadan kaldırır mı?

Hayır. Onam formu, hastanın gerçekten anlayabileceği şekilde bilgilendirildiğini göstermelidir. Formun içeriği yetersiz veya hastaya özgü değilse, aydınlatma eksikliği ayrıca değerlendirmeye konu olabilir.

Malpraktis dosyalarında bilirkişi raporu tek başına bağlayıcı mıdır?

Bilirkişi raporu önemli bir delildir ancak mahkemenin tek dayanağı değildir. Rapora itiraz edilebilir, ek rapor istenebilir veya dosyanın niteliğine göre farklı bir heyetten görüş alınabilir.

Doğum sırasında yaşanan bir sorun için hangi süreç izlenir?

Öncelikle gebelik takibi ve doğum eylemi sırasındaki tıbbi kayıtların (varsa fetal izlem dahil) incelenmesi gerekir. Olay kamu hastanesinde gerçekleştiyse idareye başvuru ve idare mahkemesi, özel bir kuruluşta gerçekleştiyse arabuluculuk ve tüketici mahkemesi yolu izlenir.

Sağlık hukuku davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?

Kamu hastanelerinde idareye başvuru süresi, zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde olay tarihinden itibaren beş yıldır. Özel sağlık kuruluşları ve hekimlere karşı taleplerde vekâlet ilişkisinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı, haksız fiil hükümlerine dayanıldığında iki ve on yıllık süreler gündeme gelir. Somut dosyada uygulanacak süre, olay ve öğrenme tarihine göre hesaplanmalıdır.

Hastane dosyama nasıl ulaşabilirim?

Hasta, kendisine ait tıbbi kayıtlara erişim hakkına sahiptir. İlgili sağlık kuruluşundan dosya örneğinin yazılı olarak talep edilmesi, sürecin ilk adımlarından biridir.

Aynı olay için hem tazminat davası hem de şikâyet başvurusu yapabilir miyim?

Evet, hukuki tazminat süreci ile cezai şikâyet süreci farklı usullere tabi olup birlikte yürütülebilir. Ceza dosyasındaki bilirkişi raporu ve deliller, hukuk davasında da değerlendirmeye alınabilir.

Sağlık hukuku avukatı dosyaya ilk aşamada nasıl bakar?

Sağlık hukuku avukatı öncelikle tıbbi kayıtları, epikrizi ve varsa rıza/onam formlarını inceler; olayın komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğuna dair ön değerlendirme bu incelemeyle şekillenir. Kesin değerlendirme bilirkişi raporuyla netleşir.

Malpraktis avukatı ile aile hekimi veya özel klinik hataları da değerlendirilir mi?

Evet, malpraktis değerlendirmesi kamu hastanesi, özel hastane, özel klinik veya aile hekimliği ayrımı yapmadan yürütülür; ancak sorumlunun kim olduğu ve izlenecek yargı yolu, hizmetin verildiği kurumun niteliğine göre değişir.

İlgili İçerikler ve Hizmetler

Sağlık hukuku dosyalarında tazminat hesabının ayrıntısı genel tazminat hukuku ilkelerine dayandığı için genel tazminat sayfamıza, kamu hastanesine karşı açılacak davaların usulüne ilişkin genel bilgi için idare hukuku sayfamıza bakabilirsiniz. Olayın ceza yönü ağır basıyorsa ceza hukuku sayfamız, hizmetlerimizin tamamı için ise hizmetlerimiz sayfamız yol gösterici olabilir. Tüm çalışma alanlarımızı tek sayfada görmek için Adana Hukuk Bürosu sayfamıza bakabilirsiniz.

Sağlık hukukundan doğan uyuşmazlıklarınız için Adana Barosu avukatımız ile görüşebilirsiniz.

© 2026 Avukat Oğuzhan Manga. Tüm hakları saklıdır.  |  KVKK Aydınlatma Metni  |  Çerez Politikası